Metin Kutusu: KURUCU MECLİS ÜZERİNE

GERÇEK BİR DEMOKRASİ İÇİN İLK ADIM – KURUCU MECLİS

2013 yılı toplumsal muhalefetin kitlesel boyutta sokaklara aktığı Gezi Parkı direnişi başta olmak üzere ülke tarihinde görülmedik olaylara sahne oldu. Geçmiş koalisyon hükümetlerinde sıkça rastladığımız iktidar paylaşımında yaşanan krizler geride ve gölgede kaldı. Kriz bu kez, 11 yılı aşkın bir süredir tek başına iktidar olan bir partinin yönetiminde ve artık bir hükümet krizi olarak değil, bir devlet krizi olarak ortada duruyor.

Bugün geldiğimiz noktada, artık bu olayların öznelerinin kim ve nedenlerinin ne olduğunun, görünür ya da derin analizlerine girmenin anlamı da kalmadı. Bugün gereksindiğimiz tek şey, bundan sonrası için hangi koşullarda birlikte yaşayabileceğimize ilişkin yeni sözleşmemizi ortaya koymaktır.

İçinde bulunduğumuz sorunlar, mevcut devlet yapısı ve işleyişi ile çözüme kavuşturulamayacak niteliktedir. Yeni anayasa çalışmalarının çözümsüzlükle sonuçlanması bunun en açık kanıtıdır. 30 yıllık darbe anayasasının karanlık dehlizleri ve bürokrasinin kanıksanmış alışkanlıkları, iktidar alanı daraltılmış bir devlete izin vermemektedir.

Dahası, 12 Eylül darbesinden bu yana çıkarılan hemen tüm yasalar(özellikle MAI ve Tahkim sonrası), uluslar arası şirketlerin çıkarları ve talepleri doğrultusunda hazırlanmaktadır. Milletvekillerinin bu yasalardaki etkisi yok denecek kadar azdır ya da istisna ve ayrıcalıklara yöneliktir.

Öte yandan hükümetler, kararnameler yoluyla yasama yetkisini ellerine alabilmektedir. Yargının onay vermediği uygulamalarına, üstelik de torba yasalar yoluyla değişiklikler yaparak kendi “çözümlerini” üretmekte, bu yetkiyi de barajla sakatlanmış seçim sonuçlarına dayandırmaktadır.

Özetle, yasama faaliyeti, kendi içinde tutarlığı gözetmeyen, güçler ayrılığı ilkesine uymayan, dinamiğini seçilmiş temsilcilerden almayan, birey olmanın öne çıktığı 21. Yüzyılın toplumunun gereksinimlerine yanıt üretemeyen bir biçimde gerçekleşmektedir.

Geldiğimiz durum itibariyle, halkın temsilcilerinden oluşan, dolayısıyla bir siyasi parti yada çıkar grubuna hizmet etmeyen, devlet ve sermaye karşısında bireylerin haklarını yasalaştıracak sivil köklere dayanan bir kurucu meclise gereksinim duymaktayız.

Kurucu meclis, başta yeni anayasa olmak üzere, sadece yasama işlerini yürütecek bir meclis olabilir. Bu amaçla komisyonları bürokrasinin yanı sıra meslek örgütü, sendika ve diğer sivil toplum örgütleri ile güçlendirilmiş olabilir. Yürütme erki için, içinde hükümetin de yer aldığı ikinci bir meclis gerekecektir. Yürütmenin öncelikle gereksinim duyduğu yasama faaliyetinin gerçekleşebilmesi için iki meclis arasında bir geçişkenliğe gereksinim duyulacaktır.

Kurucu meclis, siyasi parti liderlerinin iki dudağı arasından çıkan aday listelerinin belirleyici olduğu bir meclis olamaz. Barajların var olduğu bir seçimle de kurulamaz. Dar bölge yöntemi ile tek bir temsilcinin iki turda seçildiği bir meclis olabilir. Böylelikle adayın niteliği ve arkasındaki toplumsal destek belirleyici olacaktır. Belirli bir seçime katılım oranı konarak(örneğin üçte iki)bu destek güvence altına alınabilir. Gerçek millet iradesi budur.

Böylelikle doğu-batı, metropoller- kırsal, sahil-iç kesimler arasında son yıllarda daha da belirginleşen bölgesel farlılıklar da meclise yansıyacaktır. Tek kişi seçildiği için iyi tanımlanmış bir geri çağırma düzeneği de konulabilir.

Türkiye’nin coğrafi yapısı, toprak ve iklim özellikleri, binyıllar süren(Suriye örneği ile hala devam eden) istila ve göçlerin de etkisiyle, üzerinde yaşayan insanların farklılaşmasını sağlamış, gerek il bazında, gerekse ilçe bazında, komşu il ve ilçeden kültürel, sosyal ve ekonomik yönden oldukça farklı yaşantıların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Yasama meclisinin iki turlu dar bölge yöntemi ile seçilmesi, bu toprakların ekolojisinin de bir gereğidir.

Bu meclis en geniş uzlaşma ilkesine göre hareket edebilir, üçte iki çoğunlukla karar alabilir, beşte birin itiraz durumunda halk oylamasına götürülebilir, halk oylamasında da üçte iki çoğunluk esasına dayanabilir.

Bu meclis, gerçek bir demokrasi için ilk adımdır, ama en önemli adımdır.  Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte bu kurucu meclis de seçilip işe başlayabilir. Bunun için yasal olarak yapılması gereken, mevcut anayasaya geçici bir madde ilave edip, kurucu meclisin temel işlevini ve işleyişini tanımlamaktır.

Biz demokrasiye inanıyoruz ve onu yalnızca kendi işimize geldiği kadarıyla değil, herkes için istiyoruz. TBMM’de yer alan siyasi partileri kurucu meclis için adım atmaya, kamuoyunu da bu adım için destek olmaya davet ediyoruz.

Yeşil ve Sol Çalışma Grubu—Ocak 2014

Bizimle bağlantı kurmak için:

Telefon: 0 (530) 403 13 66

Facebook: https://www.facebook.com/yesilvesol/

Twitter: https://twitter.com/YesilveSol

Instagram: https://www.instagram.com/yesilvesol/

E-posta:  bilgi@yesilvesol.org