Metin Kutusu: 2011 SEÇİM BİLDİRGESİ

YEŞİL VE SOL ÇALIŞMA GRUBUNDAN KAMUOYUNA

Yeşil ve Sol Çalışma Grubu olarak;

Ülkenin dört bir yanında yürütülen çevre mücadelelerine gösterdiği destekle duyarlılığını ortaya koyan halkımızı; apolitikleştirerek sindirmeye çalışanlara karşı bütünleşerek çoğalmak ve seslerini meclise taşımak üzere tüm çevreci adayları desteklemeye çağırıyoruz.

Yeşil ve Sol Çalışma Grubu kuruluş amacı ve sorumlulukları kapsamında;

Doğal kaynaklarımızın ulusal ve uluslararası şirketler tarafından yağmalanmasına, yaşam alanlarımızın yok edilmesine, doğanın tahrip edilerek ekolojik dengenin bozulmasına dur diyebilmek adına; antikapitalist, doğa ve emekten yana, eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmacı çevre mücadelesinin şekillenmesine katkı verebilmek için

2011 genel seçimlerinde; nükleer santral karşıtlığına programında yer vererek seçime giren tek parti olan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) listelerinden seçime katılacağımızı duyuruyoruz.

 YEŞİL VE SOL ÇALIŞMA GRUBU 2011 GENEL SEÇİM PROGRAMI

 Dünya hızla kirleniyor ve artık yaşamı hissedilir biçimde zorlayan küresel ısınmanın da etkisiyle bu hız daha da artmaktadır. Bu hızlı kirlenme ve doğanın tahribine yönelik girişimler ülkemizde karşı mücadele süreçlerini de beraberinde getirmektedir.

Ülkenin dört bir yanından, maden ocaklarına, hidroelektrik santrallere, termik santrallere, nükleer santrallere, çimento fabrikalarına, çöp yakma tesislerine, golf sahalarına yönelik mücadeleler seslerini yükseltmektedir. On binlerce insan, deresi, vadisi, ovası uğruna yollara dökülmekte; hukukla, bilimle, düşünce ile mücadele vermektedir.

Hem iktidar hem de muhalefet partileri, eski anlayışlarını ve düşünce tarzlarını sürdürmekte; doğayı, tarımı ve hayvancılığı masrafa değmez bir uğraş, çevrecileri de ekonomi düşmanı olarak görmekte ve medyaya bu şekilde göstermektedirler.

Oysa gerçek çok farklıdır; Türkiye’nin bütün akarsu ve körfezlerinin kirlenmesine yol açacak, ağır bir sanayi kurmasına gereksinimi yoktur. Keza etkisi yüzyıllar sürecek altın madenciliğine de, vadilerini ortadan kaldıracak barajlara da, tarım alanlarını kirletecek kömür santrallerine de, ne zaman patlayacağı bilinmeyen ve çok riskli nükleer santrallere de ihtiyacı yoktur.

Türkiye’deki üretimin en önemli kaynakları tarım ve hayvancılıktır ki alternatif yaşam anlayışı ile sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir geleceğin, üzerine inşa edilebileceği gerçek zenginliğimiz: doğamız ve onunla bütünleşik yaşamımızdır.

Binlerce yıldır özenle koruduğumuz doğruluk, dürüstlük, emeğe saygı, insana saygı ve sevgi gibi değerlerimizin kaynağı, doğa ile kurduğumuz ve asla vazgeçmediğimiz bağlarda saklıdır. Şimdi tüm bu değerlerimiz kime gittiği belli olmayan daha fazla sermaye uğruna yok edilmektedir.

12 Eylül sonrasında başlayan ve geçtiğimiz 8 yıl boyunca, AKP’nin tek başına iktidarında da değişmeden süren tek şey; gücünü doğa ve toprak ile olan bağımızdan alan bu değerlerin tahrip edilmesidir.

AKP, bu ülkede kendi yandaşları dışında kimseye huzur ve mutluluk getirmemiştir, getirmeye de niyeti yoktur.

İnsanlarımız doğadan ve doğal yaşamdan kopartıldıkça, sadece başbakanın değil aynı zamanda patronunun da her dediğini yapmak zorunda kalan modern çağın kölelerine dönüşüyor. Yaşama tutunacak bir toprağı, o toprakta gerçekleştirdiği özgür üretimi olmayanlar, savrulup gidiyor.

Doğayı kirletmeyecek yenilenebilir enerji yatırımları ile ülkenin her yerinde, her köyünde enerji üretilebileceğini, böylece büyük santrallere gereksinim kalmayacağını savunuyoruz. Güneş enerjisi su ısıtma gereksinimimizin tamamını sağlayabilir. Rüzgar ve biyogaz tüm köylerde kurulabilir. Petrolden bağımsız bir enerji ve ekonominin altyapısı inşa edilebilir. 

Kırsal alan hızla terk ediliyor. Kırsal üretim giderek azalıyor. İthal et, ithal buğday ile daha ne kadar kesemizden yiyeceğiz? İktidar’ın kamu varlıklarını satışı bir yana, bu ülkenin insanları da elde avuçta ne varsa satıyor. Her şey bankaların ve onun dış uzantılarının eline geçiyor.

Bu tarz ekonomi; büyük sermayenin petrol, kamyon, lastik, kimyasal şirketlerine yarıyor.

Bizlerse, doğal tarım ve hayvancılığın birbirini destekleyeceğini, çok daha fazla insanın kentin cenderesinde boğulmadan kırsalda özgürce ve eşit yaşayabileceğini savunuyoruz.

Bizler, turizmde de doğa ve emek sömürüsünden başka bir şey olmayan dev oteller yerine, ev pansiyonculuğunun teşvik edilmesiyle, dünya halkları ile daha yakından ve içten birliktelikler kurabileceğimizi, hem kendimizi daha iyi anlatacağımızı, hem de emeğimizin karşılığını şirketlere transfer etmeden doğrudan alabileceğimizi vurguluyoruz.

Trol, Gırgır, Iğrıp ve Manyat gibi dip avcılığı ile yok edilen balıkçılığımızın, olta balıkçılığı ile sürdürülebilir kılınacağını, endüstriyel ve kentsel atıklara bağlı deniz kirliliğinin engellenmesi ile bugün ölmekte olan denizlerin kurtarılabileceği ve bunun birçok insana çalışma alanı da sağlayacağını savunuyoruz.

Eğitim ve sağlık gibi toplumsal konularda, geleneksel yaşam bilgisini de içerecek şekilde, yurttaşların toplumsal karar süreçlerine dâhil edilerek sunulan hizmetin daha verimli olacağına inanıyoruz.

Bizlere vereceğiniz destek, özgür, eşitlikçi ve ekolojik bir Türkiye için mücadeleye verilen bir destek olacaktır.

İnsanca yaşam, nükleersiz bir yaşamdır!..

SOMUT POLİTİK DURUŞUMUZ

 1- Nükleer Santral Kurulması:

·         Türkiye'nin Akkuyu'da yapılması için Rusya ile imzaladığı nükleer santral anlaşmasının fesih edilmesi.

·         Sinop’ta ya da Türkiye'nin herhangi bir yerinde yapılması planlanan nükleer santrallere karşı çıkarak anlaşmalara engel olunması

2- Maden Yasası:

·         Ekolojik yıkıma davetiye çıkaran maden yasasının değiştirilmesi

·         Türkiye'de altın madenciliğinin ve siyanürle yapılan tüm işlemlerin durdurulması

3- HES, Termik Santral ve Çimento Fabrikaları:

·         Ekolojik yıkıma neden olan ve bölge halkını göçe zorlayan, halkın istemediği baraj, termik santral, hidroelektrik santral ve çimento fabrikası ve benzeri endüstriyel projelerin iptal edilmesi

4- Tarım:

·         Büyük toprak kirleticileri olarak, yapay ilaç ve yapay gübre kullanımına ilişkin ikincil sübvansiyonların kaldırılması

·         Petrol bağımlılığına neden olmayacak mazot fiyatlarının önerilmesi

5- Tohum Yasası:

·         Ulusal ve uluslararası tohum tekellerine yarayan sertifikalı tohum desteğinin kaldırılması

·         GDO'lu tohum ve ürünlerin ülkeye girişinin ve üretimde kullanılmalarının yasaklanması

·         Organik tarımın sermayenin tekelinden çıkarılarak ve küçük çiftçiler tarafından uygulanması ile tüm halka aynı koşullarda ulaşmasının sağlanması

6- Ekolojik dengeye zarar veren büyük turistik tesisler ve ticari amaçlı golf sahalarının inşasına izin verilmemesi

7- Binlerce aileyi evsiz bırakan, orman alanları ve su havzalarını sermayenin yağmasına açan Kentsel Dönüşüm ve İstanbul 3. Köprü projelerinin iptali

8- İşyeri ve çalışma koşullarının yeniden insanca düzenlenmesi, çalışma saatlerinin ve emeklilik yaşının düşürülmesi

9- Kadınlar ve çocukların; baskı, cinsel istismar ve şiddet görmesinin, öldürülmelerinin engellenmesi

10- Eşcinsellere uygulanan baskı ve ayrımcılığın her alanda önlenmesi

Yeşil ve Sol Çalışma Grubu, Nisan - 2011

Bizimle bağlantı kurmak için:

Telefon: 0 (530) 403 13 66

Facebook: https://www.facebook.com/yesilvesol/

Twitter: https://twitter.com/YesilveSol

Instagram: https://www.instagram.com/yesilvesol/

E-posta:  bilgi@yesilvesol.org